Kategoriler
seo

TMS – Transkraniyal Manyetik Stimülasyon Nedir?

TMS  – Transkraniyal Manyetik Stimülasyon hakkında detaylı bilgi almak için lütfen tıklayın.

Kategoriler
seo

Migren aşısı nedir?

Migren aşısı nedir? Nereden bulunur?
İlk olarak söylemeliyim ki bu ilaç bir aşı değil!

Hem yapısı aşıya benzemiyor hem de aşılar gibi migreni tamamen tedavi etmesi mümkün değil.

2014 mayıs ayından bu yana çalışmaları süren bu ilaç, 2018 mayıs ayında FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi) tarafından migren önleyici tedavi kapsamında onay aldı ve gündemimize girdi. devamını okumak için tıkla

Nöroloji Uzmanı Dr. Buket Niflioğlu – Ağrı Tedavileri – Akupunktur – Botoks Tedavileri

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Niflioğlu – Obezite Doktoru – Diyabet – Tiroid Hastalıkları

Kategoriler
seo

Dr. Erdoğan Noyan vefat etti

Dr. A. Erdoğan Noyan (1923 – 2016)

1923 yılında Samsun’un Terme ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1946 yılında mezun olduktan sonra Nöroloji ve Psikiyatri ihtisası yaptı. Fahrettin Kerim Gökay’ın görevlendirmesiyle 1950 – 1952 yılları arasında gittiği Paris’te psikoteknik konusunda araştırmalar yaptı, dönüşünde İstanbul Belediyesi Psikoteknik Laboratuarı’nı kurdu. Bu laboratuar bugün Dr. Erdoğan Noyan Piskoteknik Değerlendirme Laboratuarı adıyla bir müze olarak korunmaktadır.

Dr. A. Erdoğan Noyan 1952’de Kadıköy’de açtığı muayenehanesinde 1994’e kadar serbest hekim olarak çalıştı. 1972’de Küçük Çamlıca’da açtığı Çamlıca Sağlık Evi adlı klinikte 10 yıl boyunca ruh hastalarını tedavi etti. Bir yandan VKV Amerikan Hastanesi’nde kadrolu hekim olarak çalışmayı sürdürdü.

1995 yılında muayenehanesini kapatarak profesyonel hekimlik mesleğinden çekilen Dr. A. Erdoğan Noyan bundan sonra yazarlık çalışmalarına ağırlık verdi. Kadıköy Gazetesi’nde toplumun ruh sağlığı üzerine yazdığı yazıları yayınlandı. Kitapları: Prizren – Dersaadet (1998), İnsan Kurtuluşu Nerede Arıyor (2002), Beyazıt’ın Sabah Kuşları (2003).

27 Şubat 2016 tarihinde vefat eden Dr. A. Erdoğan Noyan evli, üç çocuk ve dört torun sahibiydi. Hayatta olsaydı bu yıl hekimlikte 70. yılını tamamlamış olacaktı.

Kategoriler
seo

Hakim ve savcılardan kan bağışı

Türk Kızılayı’nın Adana genelinde yaptığı kan bağışı kampanyalarına hakim ve savcılardan da destek geldi.

Türk Kızılayı Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı ve Yönetim Kurulu Üyesi Şaban Üçgül’ün ev sahipliğinde Adana Bölge Adliye Mahkemeleri Cumhuriyet Başsavcısı Sabri Beytorun ve savcı Yalçın Kurt’un organizasyonuyla gerçekleşen kan bağışı kampanyasına büyük ilgi gördü.

Kan bağışına destek verdikleri için hakim ve savcılara teşekkür eden Ramazan Saygılı, “Hastanelerimizde hastalık ve ameliyat durumlarındaki kan ihtiyacını düzenli bağışçılarımız sayesinde karşılıyoruz. Olağanüstü durumlar için de stoklarımızla hazır bekliyoruz. Ancak bu stokların tükenmemesi için kullanılan kan ürününün yerine yenisini koymak gerekir. Bu nedenle müsait zamanlarımızda, sevdiklerimiz sağlıklıyken, bir afet olmamışken kan bağışı yapalım ki oluşabilecek her türlü duruma hazırlıklı olalım. Hakim ve savcılarımızın duyarlılığı tüm Adanalılara iyi bir örnektir.” dedi.

Birilerinin iyileşmesine katkıda bulunmanın ve yardım etmenin mutluluğunu duyduğunu belirten Başsavcı Sabri Beytorun ise ”Bu mutluluğu herkesin yaşamasını isterim. Tabii ki sadece kan ihtiyacında değil, Türk Kızılayı pek çok alanda insanımızın yardımına koşuyor. Tamamıyla iyilik hedefiyle koşan bir oluşuma pek çok konuda bizler de destek veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz.” diye konuştu.

Kategoriler
seo

Troidi korumak için sebze ve balık yiyin!

Erkeklere oranlara kadınların daha fazla risk taşıdığı tiroid hastalığında mevsim geçişlerinin önemli bir yeri olduğu uyarısında bulunan uzmanlar, hastalığın en çok ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde ortaya çıktığını belirtti. Aşırı kilo, genetik nedenler ve radyasyonun hastalığın tetikleyicisi olabildiğini belirten doktorlar, vücudun orkestra şefi gibi çalışan tiroid bezinin korunması için süt yumurta ve yeşil sebzelerin tüketimi yanında balık tüketiminin de önemine işaret etti.

Central Hospital’den Dahiliye Uzmanı Doktor Salim Bereket, kadınların korkulu rüyası tiroid hastalığına karşı bilgi verdi. Ani değişen hava sıcaklıklarının vücut dengesi üzerinde bir çok etkisi bulunduğunu, bağışıklık sisteminin bu geçişlerden önemli oranda etkilendiğini belirten Bereket, hastalığın Türkiye’de en ciddi sağlık problemleri arasında yer aldığını ifade etti. İyot eksikliğine bağlı tiroid hastalıklarının her gün artış kaydettiğini ve farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini kaydeden Bereket, aşırı kilolu olma, genetik ya da aşırı radyasyona maruz kalma gibi faktörlerin hastalığın nedeni olarak bilindiğini anlattı.

‘ORKESTRA ŞEFİ GİBİ’

Kadınlarda daha fazla rastlanan hastalığın en çok mevsim geçişlerinde sıcak/soğuk dengesinin değişmesine bağlı olarak ortaya çıktığını anlatanı anlatan Bereket, “Vücut, aniden değişen neme ve ısı farklılıklarına hemen uyum sağlayamaz. Bu sebeple de strese girerek savunma sistemi zayıflayabilir. Mevsim geçişlerinde en fazla bağışıklık sisteminde sorunlar yaşanır. Bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler de tiroid hastalıklarına yol açabilir. Özellikle bağışıklık sistemi normal düzeninden çıkar ve bu durum da tiroid bezinde ciddi hasarlara yol açabilir.

Tiroid bezi, boyunda ‘Adem elması’ olarak adlandırılan kıkırdağın hemen altında bulunan bir organdır. Küçük bir organ olmasına rağmen işlevi oldukça önemlidir. Triiodotironin (T3) ve tiroksin (T4) denilen iki adet hormon üretir. Tiroid bezinin vücudumuzdaki işlevi bir orkestra şefine benzetilebilir. Nasıl ki orkestra şefi hızlandığında tüm orkestra hızlanırsa, tiroid bezi de fazla çalıştığında tüm vücut fonksiyonları hızlanır. Aynı durum tam tersi için de geçerlidir.” dedi.

Hipotiroidi’nin tiroid bezinin az ya da hiç hormon üretmemesi anlamına geldiğini belirten Bereket, en çok rastlanan tiroid hastalığı olduğunun altını çizdi. Kadınlarda daha sık görüldüğünü ve özellikle kadınlardan doğum sonrası sıklıkla karşılaşıldığını belirten Bereket, “Yaşla birlikte sıklığı artar ve aileden birinde bu hastalık var ise sizde de olma olasılığı diğer bireylerden daha yüksektir. Kullanılan bazı ilaçlar ve iyot eksikliği de hipotiroidizmin önemli nedenleri arasında yer alır. Erişkin bireylerde görülen hipotiroidinin en önemli nedeni hashimotodur. Bu tiroid hastalığında vücutta bir nedenle bağışıklık sistemi bozulur ve oluşan antikorlar tiroid bezine saldırır. Hasar gören tiroid bezi de vücudun ihtiyacı olan tiroid hormonunu yeterince üretemez hale gelir. Hipotiroidinin diğer bir sebebi ise başka tiroid hastalıklarının tedavisinde kullanılan radyoaktif iyot tedavisi ve tiroid bezi cerrahisidir.” ifadelerini kullandı.

Hipertiroidide ise troid bezinin fazla hormon üretmesinin gerçekleştiğini anlatan Bereket, hipotiroidiye göre sıklığının daha az fakat tedavisinin daha zahmetli olduğunun altını çizdi. Hipertiroidinin en sık sebebinin Graves hastalığı olduğunu hatırlatan Dr. Bereket, “Graves hastalığında boynun ön tarafında tiroid bezinin büyümesine bağlı şişlik oluşur ve tiroid bezi normalden fazla hormon üretmeye başlar. Bu hastalıkta da bağışıklık sistemi bozulmuştur ve tiroid bezine karşı uyarıcı antikorlar oluşmuştur. Graves hastalığı olan kişilerde gözün arka tarafında şişme olur ve göz dışarı çıkmış gibi görünür. Hipertiroidinin bir başka nedeni ise tiroid nodülleridir. Çoğu zaman sessiz olan bu nodüller bazı durumlarda fazla hormon üreterek hipertiroidi tablosuna neden olabilirler. Tiroid bezi bozuklukları, kişilerin önemsemeyeceği kadar basit şikâyetlerle başlayıp ciddi sonuçlar doğurabilen, sık rastlanan ve tedavisi çoğu zaman basit olan bir hormon hastalığıdır. Tiroid bozuklukları ülkemizde de sık görülmekte ve yetersiz iyot kullanımı da hastalığı tetiklemektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

SAÇ VE KAŞ DÖKÜLMESİ VARSA HİPERTİROİDİYE DİKKAT

Tiroidin az çalışması durumunda hipotiroidide öncelikli olarak halsizlik, yorgunluk, bitkinlik ve üşüme hissedileceğini belirten Bereket, “Bazal metabolizma yavaşlar, kilo almaya başlanır ve vücutta ödem oluşur. Cilt ve ter bezleri yavaşlar, saçlar ve kaşlar dökülür. Ayrıca mide-bağırsak sistemi yavaşladığından bulantı, kabızlık ve gaz oluşur. Kalbe giden uyarı azalır, kalp hızı düşer, kalp ve ritim bozuklukları da gelişebilir. Bunların yanı sıra adet gecikmeleri, beyin fonksiyonlarında yavaşlama, unutkanlık ve zihinsel yavaşlama da yaşanabilir.

Hipertiroidide ise hipotiroidinin tam tersine vücudun orkestra şefi devrededir ve vücudu normalden fazla uyarmaya başlar. Bazal metabolizma hızlanır ve fazla yemek yenmesine rağmen kilo kaybı yaşanır. Kalbe giden uyarı artar ve kalp ritmi hızlanır. Bunun sonucunda da çarpıntı, sinir sisteminde uyarılma, sinirlilik ve ellerde titreme görülür. Ter bezleri fazla uyarıldığından aşırı terleme ve sıcağa tahammülsüzlük gelişebilir.” uyarısında bulundu.

Tiroid tedavilerinin ömür boyu sürebileceğini belirten Bereket, hastalığın tedavisinde eksik olan tiroid hormonunun haplarla telafi edilebileceğini, belli aralıklarla hastaya kan tetkikleri yapılarak ilaç dozunun ayarlanabileceğini kaydetti. Bereket, mevsim geçişlerinde tiroid kontrollerinin yaptırılmasının önemli olduğunu, bu hastaların günlük yaşam şekillerine ve beslenme düzenlerine çok dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: “Yeterli seviyede iyot alınmasına özen gösterilmelidir. En zengin iyot kaynakları; süt, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler ve deniz ürünleridir. Ancak içeriğinde guatrojen yani guatr hastalığına sebep olan maddeler bulunan yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Karalahana, şalgam ve soya fasulyesi gibi besinler yüksek miktarda guatrojen içerdiğinden asla tüketilmemelidir. Ayrıca karbonhidratlı, unlu ve şekerli yiyecekler de aşırıya kaçılmamalıdır.

Haftada en az 1 kere balık yenmelidir. Tabii tüketilecek balığın mevsimine uygun olmasına da dikkat edilmelidir. Sigara içilmemeli, içilen ortamlarda da kesinlikle bulunulmamalıdır. Çünkü sigara tiroid hormon seviyelerini azaltabilir. Eğer kilo problemi yaşanıyorsa da uzman bir doktor kontrolünde perhize başlanmalıdır. Tiroid bezinin normal çalışabilmesi için düzenli olarak fiziksel hareketler yapılmalıdır.”

Kategoriler
seo

Birkaç dakikalık egzersizle bel ve boyun ağrılarından korunabilirsiniz

Ofis ortamında çalışanların en önemli sağlık sorunlarından biri bel ve boyun ağrılarıdır. Uzmanlar, gün içinde birkaç dakikalık egzersizle hem ağrılardan hem de bel ve boyun fıtığından korunabilineceğini belirtti.

Memorial Şişli/Ataşehir Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı, bel ve boyun ağrılarından korunmak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Ofis çalışanlarının her geçen gün hareketsizleşmesinin riski artırdığını söyleyen Elmacı, “Omurga vücudu dik tutan kolon görevini görürken esnek yapısıyla hareket kabiliyetine de yardımcı olmaktadır. Bilgisayar başında eskisine oranda daha fazla zaman geçirmek, yanlış pozisyonda çalışmak omurgaya binen yükü daha fazla artırmaktadır. Masa başında çalışanlar ile gün içinde bilgisayar ya da benzeri aletleri kullananların bel, boyun sorunları yaşamaları açısından daha fazla risk altında oldukları bilinmektedir. Bunların yanı sıra hareketsiz yaşamla birlikte obezitenin ortaya çıkması, bel ve boyun sorunlarında artışa neden olmaktadır.” şeklinde konuştu.

OFİSTE BUNLARA DİKKAT EDİN

Gün içinde ofis ve ev ortamında uyulacak birkaç küçük kuralla, bel ve boyun ağrılarından korunabilineceğini belirten korunabilineceğini Prof. Dr. İlhan Elmacı şunları sıraladı:

“•Bakılan kişi, cisim ve objeye vücut cephesi tam olarak dönülmelidir. Baş, boyun ve gövde aynı düzlem üstünde olacak şekilde bakılmalıdır. Özellikle bilgisayar kullanırken ekran göz hizasında olmalıdır.
•Uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalıdır. Oturma ve ayakta kalma süresinin 45 dakikayı geçmemesine özen gösterilmelidir. 45 dakika ayakta kalındıysa 5 dakika kadar oturulmalı, 45 dakika oturulmuşsa 5 dakika kadar ayakta kalınmalıdır.
•Oturulduğunda bel kavisini destekleyen bir yastık kullanmak alışkanlık haline getirilmelidir.
•Okuma sırasında boynu öne doğru ileri derecede bükmek boyun sağlığı açısından uygun değildir. Uzun süreli okumada boynu bükerek değil, kitap yüksekliğini uygun bir seviyede ayarlayarak ve göz hareketleri ile okuma yapılmalıdır. Bunun için açılı kitap destekleri kullanmak faydalı olur.
•Yerle olan işlerde, yere eğilerek değil çömelerek işlerin yapılmasına özen gösterilmelidir.
•Bel ve boyun bölgesi terli kalmaktan ve rüzgardan korunmalıdır. Klima veya hava akımının direk olarak gelmemesi için önlem alınmalıdır.”

YANLIŞ YATMAK AĞRILARI TETİKLEYEBİLİR

Prof. Dr. İlhan Elmacı, “Ofis ortamında dikkat edilecek hareketlerin yanı sıra bel ve boyun sağlığı için evde de uyulması gereken kurallar bulunmaktadır. Özellikle yatarken ve kalkarken uyulacak kurallar bel ve boyun ağrılarından korunmak için önemlidir. Öncelikle yaylı ortopedik yatak kullanılmalıdır. Yatarken önce yatağın kenarına oturmak, daha sonra kollardan destek alınarak önce yan ardından sırt üstü dönmek oluşacak bel ağrılarını önlemekte önemli bir tedbirdir. Yataktan kalkarken yatarken yapılanın tam tersi bir yol izlenmelidir. Uyurken yan pozisyonda, öne doğru bükülerek bacaklar karına doğru çekip yatmak sağlık bakımından en uygun pozisyondur. Yüz üstü yatmak yerine yan yatmak tercih edilmelidir. Boyun sağlığı için kuş tüyü, elyaf gibi maddelerden yapılmış yastıklar yerine ortopedik yastık kullanmak gerekmektedir.” dedi.

KÜÇÜK EGZERSİZLER BÜYÜK SORUNLARDAN KORUYOR

Kısa egzersizlerin önemli olduğunu belirten Elmacı, “Özellikle ofis ortamında çalışanların bel ve boyun ağrılarından kurtulmak için gün içinde birkaç dakika ayırarak egzersiz yapmaları faydalı olmaktadır. Yapılan egzersizler kasları canlandırarak omurgayı desteklemesi bakımından önemlidir.”

Elmacı, yapılacak egzersizleri şöyle tarif etti:
“• 5’ er saniyelik aralıklarla baş, çene göğse değecek gibi öne eğilmeli ardından karşıya bakılmalı ve arkaya yaslanmalıdır. Bu hareketleri yaparken boynu zorlayacak şekilde eğimlerden sakınılmalıdır.
• Sağ el sağ kulağın üzerine yerleştirilir. Elle başa çok şiddetli olmayacak şekilde kuvvet tatbik edilirken, başla da ters istikamette kuvvet uygulanır. Başla kuvvet uygulanırken boyunda açı oluşturulmaması önemlidir. 10 saniye süren çalışmanın ardından sol tarafa da aynı egzersiz uygulanır.
• Omurga düz, ayak parmakları tavanı gösterecek şekilde sırt üstü uzandıktan sonra sırt zeminden kaldırılmadan boyun bükülerek ayak parmak uçlarına bakılır. 10 saniye süren uygulama 10 kez tekrar edilir.
• Sırt üstü yere uzanılır. Bel ve kalça zeminden kaldırılarak 5 saniye havada tutulur. Uygulama 10 kez tekrar edilir.”

Kategoriler
seo

Tuncer: Türk Kızılay'ı tarafsız, bağımsız hayır kurumu niteliğindedir

Türk Kızılay’ı Bafra Şubesi Başkan Vekili Bekir Sami Tuncer, kurumun 147. kuruluş yıldönümü dolayısı ile yaptığı açıklamada, “Türk Kızılay’ı insaniyetçilik, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliğindedir. Kızılay, din, dil ve ırk ayrımı yapmadan, 1868 yılından beri tüm insanlığa yalnız değilsiniz mesajını vermiş bir kurumdur.” dedi.

Türk Kızılay’ı Bafra Şubesi yeni kent meydanında bulunan Atatürk anıtına çelenk koyarak Türk Kızılayı’nın 147. kuruluş yıldönümünü kutladı. Samsun’un Bafra ilçesinde yeni kent meydanında saygı duruşundan sonra bir açıklama yapan Türk Kızılay’ı Bafra Şubesi Başkan Vekili Bekir Sami Tuncer, şöyle konuştu: ”Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük merhamet hareketlerinden biri olan Türk Kızılay’ı 147. yaşına girmenin gururunu taşıyor. Türk Kızılay’ı insaniyetçilik, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliğindedir. Birlik ve evrensellik prensiplerine bağlı bir kurum olan Kızılay, din, dil ve ırk ayrımı yapmadan, 1868 yılından beri tüm insanlığa yalnız değilsiniz mesajını vermiş bir kurumdur. 11 Haziran 1868 tarihinde Osmanlı yaralı ve hasta askerlere yardım cemiyeti adıyla, savaş alanındaki yaralılara yardım etme düşüncesi ile kurulan Kızılay, 1877’de Osmanlı Hilali Ahmer Cemiyeti, 1923’de Türkiye Hilaliahmer Cemiyeti, 1935’te büyük önder Atatürk tarafından verilen Türkiye Kızılay Cemiyeti ve 1947’de Türkiye Kızılay Derneği adı ile 147 yıldır hizmet veriyor.”

Törende, Türk Kızılay’ı Bafra Şube Başkan Vekili Bekir Sami Tuncer, Denetçi Üye Tunç Öksüz, Muhasip İsmail Çebi, Türk Kızılay’ı Bafra Şubesi Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Barış Atasoy, Şube Personeli Özlem Öztürk, Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Turna ve Türk Kızılayı Bafra Şube Gönüllü Üyesi Ayşe Öksüz de hazır bulundu.

Kategoriler
seo

Meclis'e hangi doktorlar girdi?

il il yeni vekil doktorları öğrenmek için tıklayın

Kategoriler
seo

'Zihinsel check-up ile çocuğunuzun yeteneklerini keşfedebilirsiniz'

4-18 yaş arası çocukların zihinlerinin 5 temel beceri (görsel, işitsel, psikomotor, dikkat ve hafıza, sosyal ve duygusal beceriler) üzerinde 26 farklı alanda bir nevi zihinsel check-up denilebilecek bilimsel testlerle çocuğun güçlü ve zayıf yönlerinin tespit edilebileceği bildirildi.

Okul maratonunun sona ermesine ve karne alma gününe az kaldı. Karneler dağıtıldığında, bütün bir yıl boyunca büyük emekler sarf ederek ders çalışan öğrenciler kadar aileleri de rahat bir nefes alacak. Zira sürekli değişen eğitim sistemi gelecek dönem için endişeleri artırıyor. Mevcut sistemde çocuklar sadece akademik başarıları ile takdir alabiliyor ya da fazlaca eleştiriliyor. Bu da çocukların hayatı sadece dersten ve okuldan ibaret sanmalarına, kapalı alanlara hapsolmalarına ve gerçek dünyadan kopmalarına neden oluyor. Oysa ki hedefin farklı olması gerektiğine dikkat çeken Aile ve Evlilik Terapisti Dr. Obengül Ejder, “Biz ebeveynlerin hedefi öğrenmekten zevk alan, güçlü bir özgüvene sahip, farkındalığı yüksek, kendi kendine motive olabilen, ödevlere, sınavlara ve diğer sorumluluklara karşı mantıklı yaklaşımlar geliştiren, karşılaştığı problemlere yaratıcı çözümler bulabilen, hatalarını öğrenmek için bir fırsata çevirebilen, akademik, kültürel, artistik, liderlik, kişiler arası ve global etkinliklere artan bir istekle katılabilen çocuklar yetiştirebilmek olmalı.” şeklinde konuştu.

Bütün bu hedeflerin gerçekleşebilmesinin öncelikle kişinin çocuğunu yakından tanımasıyla mümkün olacağını dile getiren Dr. Ejder, “Öncelikle çocuğunuzu iyi tanımanızla hedefleri tutturmak mümkün. Eğer, güçlü ve zayıf yönlerini keşfedebilirseniz, zayıf yönlerini daha da güçlendirmesini, güçlü yönlerini ise destekleyerek sürdürebilir kılınmasını ve sahip olduğu yetenekle fark yaratmasını sağlayabilirsiniz.” dedi.

4-18 yaş arası çocukların zihinlerinin 5 temel beceri (görsel, işitsel, psikomotor, dikkat ve hafıza, sosyal ve duygusal beceriler) üzerinde 26 farklı alanda bir nevi zihinsel check-up denilebilecek bilimsel testlerle çocuğun güçlü ve zayıf yönlerinin tespit edilebileceğini ifade eden BrainFit Studio Akdeniz Bölge Temsilcisi Şadi Alyeni de hızlı ve güçlü zihinler için geliştirilen BrainFit Studio hakkında şu bilgileri verdi: “Kişilerin zihin yapılarını, zihin gelişim düzeylerine gelişimsel olarak değerlendirilen, yetenekleri, zayıf ve güçlü öğrenme becerilerini ortaya koyan zihin değerlendirme sistemidir. 11 ayrı bilimsel envanter sayesinde danışanların 26 farklı becerileri ölçülüyor. Farklı tekniklerle yaklaşık 2,5 saat süren testin sonucunda çocuğun hangi becerisi zayıfsa o bölüm öncelikli olmak üzere bütünsel bir eğitim programına alınıyor. Böylece görsel becerileri gelişen çocuklarda Perspektif, parça-bütün ve şekil-zaman algısı, ayrıntıları fark edebilme, görsel hafıza, görsel bilgileri daha hızlı algılama, el- göz koordinasyonu becerilerinin artmasını; İşitsel becerileri gelişen çocuklarda duyduklarını daha rahat anlama, işitsel farkındalık ve algı becerisi, işitsel hafıza ve dil becerilerinin artmasını; psiko-motor becerileri gelişen çocuklarda dikkat, kuvvet, denge, tepki hızı, zihinsel esneklik, spor ve sanat becerileri, el kasları, yazma becerileri, vücut zihin koordinasyonun gelişmesini; dikkat ve hafıza becerileri gelişen çocuklarda kolay odaklanabilme, uzun süreli yoğunlaşabilme, önemli ayrıntıları fark edebilme, benzer bilgileri eşleştirebilme, kısa sürede doğru cevaba ulaşabilme ve böylece ödevlerini veya sınavlarını zamanında ve başarılı yapabilme becerisinin gelişmesini; sosyal ve duygusal becerileri gelişen çocuklarda iletişim, etkileşim, empati, yardımseverlik, özdenetim, işbirliği, girişkenlik, grup çalışmalarına katılma ve başarılı olma, paylaşımcılık, organize etme becerilerinin gelişmesini hedefliyoruz.”

Çocukların bütünsel gelişimi için zihin egzersiz programlarının önemine dikkat çeken Alyeni, çocukların gelecekteki iş ve özel hayatında başarılı, sağlıklı ve mutlu bireyler olabilmesi için zihinsel check-up programıyla tanışmasını önerdi.

Kategoriler
seo

İzmir'de gebelere ağız ve diş sağlığı eğitimi veriliyor

Sağlık Bakanlığı İzmir Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı Alsancak Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi çalışanları, gebelere yönelik ağız ve diş sağlığı eğitimi veriyor. Bu kapsamda Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde, takip edilen anne adaylarına “Gebelikte Ağız ve Diş Sağlığı” eğitimi düzenlendi.

Eğitimde pedodonti uzmanı Dt. Canan Gürbüz Sarıgöl, gebelikte meydana gelen hormon değişimlerinin tükürük yapısına etkisi sebebiyle diş sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. Gebelerin kalsiyum ve fosfor açısından zengin gıdalarla beslenmesi ve hamilelikten önce diş hekimine mutlaka gitmeleri konusunda uyarılarda bulundu. Ayrıca doğru diş fırçalama tekniklerine değinirken çocukların dişleri çıktıktan sonra bakım ve temizleme teknikleri konusunda bilgiler verdi. Soru cevap şeklinde devam eden eğitimde, diş fırçası ve macunu dağıtıldı. Eğitime klinik çalışanları da yoğun ilgi gösterdi.

Kategoriler
seo

Hastaneye gelenler Osmanlı şerbeti ile serinliyor

Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne tedavi olmak için gelen hasta ve yakınları Osmanlı şerbetiyle serinliyor.

Soğuk kış günlerinde hasta ve yakınlarının ısınması için salep dağıtan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi Yönetimi, havaların ısınmasıyla birlikte Osmanlı şerbeti ikram etmeye başladı. Osmanlı kıyafetleri içinde gezerek dağıtılan şerbet, minik misafirlerin yanı sıra büyüklerin de beğenisini kazanıyor.

Bursa Dörtçelik Çocuk Hastane yöneticisi Uz. Dr. Erkan Yıldırım yaptığı açıklamada, “Bir yandan Osmanlı geleneğimizi yaşatırken diğer yandan çocuklarımızın hastane fobilerini yenmeleri, hoş bir hatıra bırakarak sonraki randevularına korkmadan gelmelerini sağlamak için yaptığımız çalışmalara devam edeceğiz.” dedi.

Kategoriler
seo

Yozgat’ta sağlık çalışanlarına ileri yaşam desteği eğitimi verildi

Yozgat Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik ‘çocuk ve yetişkinlerde temel ve ileri yaşam desteği’ eğitimi verildi.

Yozgat Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Vahit Deniz tarafından verilen çocuk ve yetişkinlerde temel ve ileri yaşam desteği eğiminde teorik bilgilerin yanı sıra maket üzerinde katılımcılara uygulamalı eğitim de verildi.

Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. İsmail Kurca, yaptığı açıklamada, kurtarılan her insan hayatının yaşatılan bir umut olduğunu söyledi. Dr. Kurca, şunları kaydetti: “Çocuk ve yetişkinlerde temel ve ileri yaşam desteği eğitimin amacı; sağlık personellerimizin, bebeklere ve çocuklara yapacakları tıbbi müdahaleler ile ilgili bilgi ve becerilerinin artırılması, bebek ve çocuk ölümlerini ve önlenebilir sakatlıkların azaltılmasıdır. Yetişkin ve çocuk uygulama maketleri sayesinde eğitim standartlarımızı yükseltmiş bulunmaktayız. Eğitimler önümüzdeki aylarda da tüm sağlık tesislerimizde verilmeye devam edecek. Bu eğitimi düzenlenmesinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza ve eğitimci arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”