Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Doktor öyle bir cevap verdi ki! okumazsan pişman olursun!

Değerli arkadaşlar!

sizinle bir hastamın bana aylar sonra yolladığı bir e postayı ve benim ona yazdığım cevabı paylaşmak istedim. insanların hekimlere karşı ön yargısı her nereden geliyor ise, bu meslek erbabı olan ya da olmayan her kimin bu ön yargının oluşmasında payı var ise lanet olsun…

………

Sevgili Op. Dr. Tamer ŞAKRAK…

7 sülale Eskişehir’in yerlisi olmakla beraber, 17 yaşımda Eskişehir’den ayrılıp, 20 sene sonra tekrar bu güzel şehre yerleşmiş bir Eskişehir’in yerlisi olarak; sizinle ilk tanışmam bu şehre yeniden ilk geldiğim sene oldu. Namınızı duymuştum ve fakat, size geliş sebebim vücudumla ilgili herhangi bir estetik kaygım değildi. (ki bu arada ben teknolojinin insana sunduğu her faydayı mutlulukla kabul eden biri olsam da)… bir gün acilde, ciddi yanık vakası ile şöyle ki; 4 yaşındaki oğlum 1. derece, ben 2. derece yanık teşhisi ile uzman estetik cerraha yönlendirildiğimizde muhattabım siz olmuştunuz. ne kadar acı ki ben evladımın hayat boyu taşıyacağı bir izi olacak mı kaygısını taşırken ve size gelmişken, siz ne yavrumun ne benim bandajlarımı açıp bakma ihtiyacını bile hissetmeden ‘tıp fakültesine gidin’ diye salık verdiniz bize.. sonra sizi dergilerde, gazetelerde, mottolarda , feyslerde çok gördüm, hatta en son çok samimi bir konserde de gördüm sizi, belki siz de beni görmüşsünüzdür, aslında görmemişsinizdir.. ilk görmediğiniz gibi.. sonra sizin yol verdiğiniz bize ne oldu biliyor musunuz? tıp fakültesi 15 gün sonraya randevu verdi. Özel hastane sizin yaptığınızı yaparsa Tıp fakültesi ne yapmaz ki? Şükür Eskişehirliyim, bölüm başkanı evladımın ve benim yaralarımızı sardı, çok şükür, onda hiç iz yok, bendekinin de zerre kadar önemi yok.. diyeceğim şudur ki: önümüzdeki ay mememdeki solid bir kitle ile ilgili bir operasyon geçireceğim, umarım herşey yolunda gider, ama gitmezse de şunun farkındayım, doktorum benim için en az benim kadar endişelenmeli.. ve o siz değilsiniz.. bu söylediklerimi ister dostça, ister düşmanca algılayın, benim size söyleme amacım genç bir doktora gönül koyarak devamında aslında iyi bişey yapmaya çalışmaktır. fularınızı takmaya devam edin size çok yakışıyor ama lütfen beni de anlamaya çalışın olur mu?? sevgiler ya da saygılar, artık bu yazdıklarımdan ne anlatabildiysem o..

Op. Dr. Tamer Şakrak

Sevgili beyza hanim.

Olaya sizin oldugunuz yerden bakildiginda belki haklisiniz.

Ben ömrümün büyük kısmını hic tanimadigim insanlarin yanıklarını, yaralarını iyilestirmeye calistigim, gecenin gündüze karıştığı zamanlarda geçirdim. Eşinin, cocuklarının bile midesinin bulanarak odadan çıktığı zamanlarda, hastaların altını degistirdim. Ve hatta tüm bunlarin arasina; acaba yaralari iyilestirirken daha az iz kalmasini nasil saglariz? Nasil ameliyat basarilarini arttiririz? Diye onlarca laboratuvar çalısması yaptim. Oğlum 10 yaşınna geldiğinde ben hic bir gösterisine, okul baslangiclarina, hatta bayramlarin yuzde doksaninda ailenin birlikte yaptigi sabah kahvaltilarinda olmadim. Ben acibadem hastanesinde calisirken de; hic bir cikar gozetmeden ve diger hastanelerdeki doktorlarin ‘keselim’ dedikleri bir cok hastanin kol ve bacagini da kurtardim.

Sevgili beyza hanim;

Yanik, son derece ozel bir durum olup, bu nedenle ozel olarak dizayn edilen merkezlerde tedavi edilir. O nedenle ki, eskisehir acibadem hastanesi cok modern ve lüks olmasına rağmen asla yanik hastasi alınmaz. çünkü yanık bakmak için dizayn edilmemistir.
Sizin ‘yanık bölgesini açıp bakmadınız bile’ diye ettiginiz sitemin argo olarak cevabı; ‘açıp ta kuş mu konduracaktım?’ şeklinde özetlenebilir. Bilimsel olarak ise; ‘akut yanık yarası kalıcı pansuman ile kapatılmayacak ise açılmaz. Aksi takdirde yanık sonrası hasar bile görmüş olsa, en iyi biyolojik pansuman olarak bilinen derinin üst kısmı, pansumanı acarken yaradan ayrılır ve yara dıs etkenlere ve mikroorganizmalara açık hale gelir. Bu da yanığın enfekte olma fiskini arttirir. özeklikle 2. derece yanıklarda sinir uçlarının acikta olması nedeniyle bu pansuman degisimlerinin hastada yaratacagı muthis acı da cabası….

Beyza hanim

Sizi ve cocugunuzu hatirlamiyorum. Ama emin olun, sizi ve cocuğunuzu görür görmez, yaraya bile bakmadan tıp fakultesine gondermiş isem doğru olanı yapmışım;

1- Çünkü yanığın tek tedavi edildigi yer, benimde yillarca calistigim tıp fakultesidir
2- Çünkü yarayi açip baksam; hem gereksiz yere epitel yara yüzeyinden sökülecektir hem de yaranin enfeksiyon riski artacaktir
3- Çünkü hastaya gereksiz yere acı çektirilecektir.

Siz böyle bir kaza gecirdiğinizde gözünüze acibadem hastanesini kestirip, özel ve yeni hastane diye gelmişsiniz. Oysa bilseniz ki, saglik kurumları yapabildikleri tedavilere göre 3 basamağa ayrilirlar, oysa bilseniz ki, acibadem hastanesi 2. basamak bir hastanedir ve yanık vakaları ancak 3. basamak hastanelerde tam anlamıyla tedavi edilebilir, zaten hastanızı hic vakit kaybetmeden tıp fakültesine götürürdnüz.

Beyza hanim

Size sabahin köründe bu kadar uzun yazmamin nedeni; hikmetini bilmediğiniz ama sonunda bir şekilde sorunsuz iyilestiğiniz bir tavrı ya da davranışı, sadece sahip olduğunuz bilgiler çerçevesinde eleştirmenizin ne kadar yanlıs bir hareket olduğunu size anlatmaktır. Zira yaralarınızın iyilesmesinde, size günlerce pansuman yapan arkadaşlarımın katkisi ne kadar ise, sizi bekletmeden ve pansumanlarinizi açmadan dogru adrese yönlendirmenin katkısı da en az o kadardır.

Ben, bir insan olarak bir çok seyle itham edilebilirim. Mükemmel bir insan zaten degilim. Ancak hayatim boyunca ve asla bir çocuğun aleyhine olacak bir harekette bilinçli olarak bulunmadım.

empati yapacak olursanız; ben sizin deyiminizle ‘uzman estetik cerrah’ olarak ne kadar sizi ve çocuğunuzu bilinçli olarak başımdan savma ihtimali ve yanılgısı içerisindeysem, siz de en az o kadar dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle ve bilinçli olarak çocuğunuzun yanmasına sebebiyet vermiş olabilirsiniz.

Ben yaptigim her harekette, yaşamımın her aşamasında sadece Allahın benden razi olmasi esasina dayandim. Simdi siz de ve gercekten, sadece paraya değer veren bir doktor müsvettesine haddini bildirdiğinizi ve Allahin sizden razı oldugunu dusunuyorsaniz iciniz rahat olsun. Ben sizden özür dilerim. Yok aksi bir fikir olusturabildiysem sizde, hiç zahmet etmeyin, ben sizi zaten affettim.

Iyi gunler…

Op. Dr. Tamer ŞAKRAK
Bilgi Notu: Bu yazı Dr.Tamer ŞAKRAK’tan izin alınarak, bilgisi dahilinde yayınlanmıştır.

 

18 comments

  1. Çağatay Göktürk

    Hasta ve yakını haklı; Sevgili Doktor meslektaşım da kısmen haklı.Hekim ,hekimlik bilgisi gereği doğru olanı yapmış ancak ufak bir ayrıntıyı kaçırmış.Hasta ve yakınının; doğru,zamanda ve yeterli tedaviyi talep etme ve bekleme hakkının yanında, yeterince aydınlatılma ihtiyacı da en az bunun kadar gerekli ve önemlidir.Hekim kardeşimizin bu işi yeterince yapmadığı veya önemsemediği ortaya çıkıyor.Bir kaç cümle ile (mektubunda uzunca anlattığı) tıbbi gerekçeyi hasta yakınına anlatması bir kaç dakikasını alırdı.Böyle bir sıkıntı da yaşanmamış olurdu.

    • İBRAHİM DİNÇER

      arkadaşa katılıyorum aynı hatayı şahsımında zaman zaman yaptım bu nu düzeltmek için çaba harcıyanlardanım

    • doktorların genellikle yaptıkları hata empati kurmamaları ve hastanın yüzüne bakıkmayıp,göz teması kurmayıp,yalın bir diille cevap vermemeleridir.oysaki hayat onlar için zor oldugu için böyle net dille konuşmadıkları için onların içindeki dogrulugu hastaları anlayamazlar.tek nedenler budur.

  2. Her hastalığın bir uzman doktoru var. Burada doktor bey haklı, Beyza Hanım, konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan peşin karar vermiş. Yalnız bu ön yargının oluşmasında doktorun da payı var. Doktor Bey, durumu Beyza Hanıma açıklayıp onu öyle gönderse, Beyza Hanımın kafasında bir ön yargı oluşmazdı.

  3. iki cumle ile tip fakultesine yollama ve pansumani acmama sebebini anlatmak cokmu zormus.Malesef doktorlar hastalara bilgi vermekte cok zayiflar .Ne kadar iyi doktor olursan ol hasta psikolojisini ogrenemediysen mesleginin yarisini yapamiyorsun demektir.Hastalara veya yakinlarina ilk yapilacak sey hastaligi ile ilgili yapacagi seyler anlatilmalidir.Bence mezun olurken tip fakultesinden hasta psikolojisini ogrenmeyen hastasina basit bir sekilde bilgi veremeyen doktorlara diploma verilmesin.Butun sorun buradan cikiyor.

    • Bence sizin gibi kıymet bilmezler, kıymet bilene kadar doktor yüzü göremesin. Doktorla basit bir şekilde bile empati yapamayan hastalara muayene sırası verilmesin. Bütün sorun buradan çıkıyor.
      Burada bilgi verseydi diye ahkâm kesenler, doktorun hastaya gerçekten yeterli bilgi verip vermediğini, yahut o anda doktorun içinde bulunduğu koşulların ne olduğunu bilerek mi yorum yapıyor? Yeterli bilginin tek kriteri hasta değildir, olamaz. Öyle olsaydı bazı hastalara günlerce bilgi vermek gerekebilir, o halde dahi hasta yanlış ya da yetersiz bilgi verildiğini iddia ederek şikayetçi olabilirdi. Biz neler gördük!
      Ortada mesleki anlamda yapılmış hiçbir yanlış yokken, bu tür yorumlar yapmak en hafif ifadeyle insafsızlıktır. Her insan gibi doktor da yorgun, dalgın, isteksiz, canı sıkkın, üzgün, kafası dağınık olabilir. Ayrıca kimse kimseyi tatmin etmeye çalışmak durumunda değil. Herkes herkesten memnun kalmak durumunda da değil. O doktorun tarzı hoşuna gitmediyse, ya da verdiği bilgiler seni tatmin etmediyse, git başka doktor bul. Bulamıyorsan profesyonel çerçevede hizmetini al, teşekkür et ve git. Ne sen onu sevmek zorundasın ne de o seni. Sanki bir doktorun herkesi memnun ve tatmin etmek gibi bir zorunluluğu varmış gibi çarpık bir algıyla böyle can sıkıcı mesaj atmayı marifet zannedip, aklınca ders veren hazret-i bîidrak.
      1) Bir doktor her zaman herkesi mutlu edemez, etmek zorunda da değildir.
      2) Bir doktor her zaman herşeyi bilemez, yanılabilir, yanlış da bilebilir. Beşerdir şaşa da bilir. Doktor da hayatın bu en temel gerçeğinin dışında olamaz. Hayatta mükemmel yoktur. Her türlü eksikten münezzeh olan yalnız Allah’tır. Söz konusu doktor olunca bu gerçek umurunuzda olmuyor, aklınızı kaybediyorsunuz.
      3) Doktor sizi sevmek zorunda değil, siz de onu sevmek zorunda değilsiniz. Ama doktor sizi sevmediği halde işini yapmaya devam ediyorsa, siz de efendi gibi haddinizi bilerek üstünüze düşenleri yapıp, aldığınız hizmet için de teşekkür etmesini bileceksiniz.
      4) Böyle empati yoksunu, bencil, manasız bilgiçliklerinizle ancak doktorları canından ve mesleğinden bezdirirsiniz. Bu da size kalite kapsamında bu dünyada, ilahi adalet gereği öte dünyada gerii döner.
      5) Bu ülkede mevcut koşullarda aldığınız sağlık hizmeti ancak doktorların özverili çalışmaları ile bu seviyededir. Sistemin bir çok noktada yükünü doktorlar çekmektedir. Bunun farkına varamadığınız için, bilmediğiniz için, anlamadığınız için kıymet de bilmiyorsunuz. Laf olsun diye ürettiğiniz kaba çözümler de acıklı durumunuzu sergilemekten başka bir işe yaramıyor.
      6) İnsanların bu gerçekdışı beklentileri ve algı biçimlerinin neden bu hale geldiği ise bir bahs-i diğer. Sosyal bir patoloji.
      Sonuç: Gerçekçi ol, akıllı ol, bilmiyorsan, bari sus !

      • Özgür Bey; üslubunuz en kibar tabirle ,edepsizlik…Sert,çirkin ve gereksiz saldırgan tavrınızdan sizin de çoook eleştirilen bir doktor olduğunuzu tahmin etmek güç değil.. Doktorların elbette her beşer gibi hata yapma ihtimali de olabileceği gibi,tabi ki gündelik sorunları dolayısıyla her an her hastasına ideal tavrı göstermeyebilir.Lakin bazı çok saygı değer doktorlar dışında ,özellikle sizin fikirlerinizi benimseyenlerin haddini bilmesi gerekiyor.O haddini bilsin dediğiniz hastalarınız karşınızda el pençe dururken gösterdiğiniz tavrı her Türk insanı bilir.Yani hadsizler had öğretemez.Yıllarca pohpohlanmaya o kadar çok alıştınız ki;kendinizi her statüden üstün,her insandan zeki ve ulu sanıyorsunuz.Unutmayınız ki;eğitim seviyesi,kişiliği,derdi ne olursa olsun o hastalarınız sayesinde para kazanıyor,maaşınızı alıyor bir de üstüne yok ameliyat paraları yok özel muayene paraları alarak ,burnu yükseklerde refah seviyesi ise daha da yükseklerde bir hayat yaşıyorsunuz.Yani evliya değilsiniz,evliya muamelesi beklemeyin,hizmetinin karşılığında ücreti/ödemesini alan insanlarsınız.Yani ‘haddini bilip,teşekkür etmesini bileceksiniz’ lafınıza dikkatinizi çekerim,akıllara altın semer de taksan ,eşek yine eşek kalır sözü geliyor…Eğitim seviyesi ne olursa olsun ,insan olabilmek mühimdir..’sizin gibi kıymet bilmezler ,kıymet bilene kadar doktor yüzü göremesin’ lafı da ,bu konuda çok kuyruk acınız olduğunu düşündürüyor ,yalnız yanlış yazmışsınız…Hastalarınız ya da ”kıymet bilmezler ”size ücretinizi ödedikleri sürece ne yazık ki sizi görecekler…Lütfen ücretinizi aldıktan sonra teşekkür ediniz…

        • Bir hekim adayı olarak Size soyleyebilecegim tek sey umarım cocugunuzun doktor olur ki parayla bu isin yapılamayacgini ve bizlerin degil cevrenin hekimleri pohpohlagınızı anlarsınız ve neden pohpohlandıgı. Ve eminim ki yaptıgınız isi parasız yapiyorsunuz cunku galiba sizin gecinme kaygınız yok

          • Büşra Hanım;hiç değilse Özgür bey gibi beddua etmek yerine ,daha kibar bir üslup seçmişsiniz.Teşekkür ederim.Benim üstünü basa basa anlatmak istediğimi lütfen kaçırmayın,sadece iyi doktorlar değil,harika insan da olabilmeyi başarmış doktorlar var ,sadece çevremde bile tanıma şansı bulduğum çok yakın dostlarım dışında tanıma şansım olmayan niceleri…Mesleğiniz elbette zor,hizmetiniz karşılığı ücretinizi alıyorsunuz diyerek küçümsediğimi sanmayın,nice servetlerin satın alamadığı sağlığı yerine koymaya çalışıyorsunuz.Avrupa ya da bizden daha gelişmiş ülkelerde diyelim;bizim kadar duygusal millet bulamayacağınız için,doktorunun uygun gördüğü ücreti ödediği halde,yıllarca doktoruna o minnet duygusu sebebiyle köyünden zeytin,zeytinyağı vs. taşıyıp duran başka bir millet de bulamazsınız.Yani aslında maddi ve manevi olarak mesleğinizin sizi tatmin etmesi gerekir sanki…Ne Özgür beyi,ne de sizi tanımadığım için,yanlış zannedilmesin ki yazdıklarım sizlere ..Belki de Özgür Bey yazısında yılların tecrübesiyle öfkesine yenik düştüğü için o sert üslubu kullandı,belki de çok sevilen ve işini iyi yapan bir doktor ,kim bilir belki de ben bir yazısına göre yanlış değerlendirip,sert davrandım.Yani tepkim burada yazanlara değil.Sadece Özgür Beyin yazısında ki hırçın düşünce biçimine karşıyım.İnanın dediğim gibi etrafımda hayatım boyunca harika doktorlar oldu,tüm ailemle ilgili en iyilerine denk geldik,sadece uzmanlıkları değil,muazzam kişilikleriyle…Dostlarım arasında çeşitli uzmanlık dallarında doktorlar da var.Yani tüm doktorları aynı kefeye asla koymuyorum.Lakin her Türk insanının rastladığı gibi çok tatsız hadiselere de rastladım.Eğer eğitim seviyesi yetersiz bulunduysa çok çirkin muamele gören hastalara denk geldim,bir sorularıyla doktor tarafından çok azarlanan hasta gördüm.Herkes sizin aldığınız eğitimi almadığı için sabır ve sakinlikle en çok da saygıyla bilgilendirme yapmalısınız.Karşılığında ücret aldığını unutarak,gerekli bilgilendirmeyi yapmadan,hastaya tahammül gösteremeyen doktorlardan bahsediyorum.Sanki hayır için hastaya bakıyormuş da ,ekstra izahat verip yorulmaya tahammül edemeyenlerden bahsediyorum.Ki konunun çıkış noktası ,yanık tedavisi gören Beyza Hanım ,aslında doktorunun bir hatası ya da eksiği yokken ,kısacık bilgilendirilmediği için bir zaman Dr.Tamer Beye gönül kırıklığı yaşamış.Tabi yazılanlara da katılıyorum,o an ki durum ve şartlarını bilemeyiz doktorun..Tüm demek istediğim buydu,bazı doktorlar var ki;hayır işi yaptıklarını sanıp bana göre çok yanlış tutum sergiliyorlar.Umarım siz yıllarca dualarla ve minnetle anılacak doktorlardan olursunuz..

        • Yeliz hanım, yazımı tekrar okuyunuz, anlamamışsınız.
          1) “Evliya değilsiniz, evliya muamelesi beklemeyin” cümlesi söylediklerimin en ufak bir kısmını anlamadığınızın kanıtı. Çünkü ben zaten doktorların evliya olmadığını, hastaların da bunu beklememesi gerektiğini anlattım.
          2) Kimse kimsenin karşısında el pençe durulmasını beklemiyor, o öyle duranın kendi tercihidir. Beni ilgilendirmez. Ben karşılıklı saygı ve kurallar çerçevesinde gerekenin yapılması gerektiğini anlattım.
          3) Her meslek mensubu yaptığı hizmetin karşılığını alır, yaptığı işin niteliğine ve riskine göre de aldığı karşılığın niceliği değişir. Bu gayet doğal birşey. Doktorların yaptığı işin riski, yıpranma miktarı ve hem eğitim hem de günlük hayatlarında harcadıkları emeğin miktarı düşünüldüğünde hak ettiklerinden daha azını alarak özverili bir çabayla hizmet verdikleri görülür. Sizin hased dolu ifadeleriniz, kendi ham vehimlerinizden kaynaklanıyor.
          4) Benim bahsettiğiniz “kıymet bilmeyenler doktor yüzü göremesin, doktorla empati yapamayan hastaya muayene sırası verilmesin” ifadem; ayse tuncelin” hasta psikolojisini öğrenmeyen, hastaya basit bir şekilde bilgi vermeyen doktora diploma verilmesin” şeklindeki kaba ve anlamsız çözümüne, benzer bir anlamsız ifadeyle misilleme yaparak, o anlamsızlığı ortaya çıkarmaktı. Bunu da anlayamamışsınız.
          5) Hastayı bilgilendirmenin tek kriterinin hasta olamayacağını, öyle olsa bazılarına günlerce anlatsan da yine yetersiz ya da yanlış bilgi verildiğini iddia edebileceğini söyledim. Siz de bunun güzel bir numunesi oldunuz. Bilmeyenle hiçbir derdimiz yok, ancak bilmediğini bilmeyip haddini aşanlarla derdimiz.
          6) Çok birşey beklemiyoruz aslında, sadece doktorun da evliya olmadığını, sıradan bir insan olduğunu bilerek, yanlış yaptığında ya da kişinin arzu ettiği ilgiyi gösteremediğinde sözlü-fiziksel şiddete ya da hakarete maruz kalmamasını istiyoruz.Hasta, geldiği kurumun şartlarına ve kurallarına uygun davransın, sistemi bozacak şekilde hareket edip de ikaz edildiğinde küfürler ve hakaretlerle saldırganlaşmasın istiyoruz. Bunlar zaten olması gerekeni istemekten başka bişey değil. Burda konu olan can sıkıcı mesaj, bu ve benzeri olayların en hafifi, fakat bir doktorun hayatının içine ne kadar nüfuz ettiğini gösteren bir kayıt.
          7) Siz bu ülkede doktor olmak ne demek, bir doktor her gün ne tür eziyetlere katlanır, bu sağlık sistemi nasıl bir özveriyle döndürülüyor, hiç birini bilmiyorsunuz. Ancak biz bu ülkede doktor olmanın da hasta olmanın da ne demek olduğunu biliyoruz. Bu durumda sizce hangi taraf daha doğru bir değerlendirme yapıyor olabilir?
          8) Bir insana bilgi verebilirsiniz, ancak ona kavrayış veremezsiniz. Bildiğini idrak etmek, kavramak kişinin ancak kendi çabasıyla mümkün. Burada konu olan mesaj ve sizin benim yazdığım mesaja verdiğiniz yanıt bu durumun en açık örneğidir.
          9) Aldığı hizmetin ve kazandığı sağlığın bedelini verince doktoru satın aldığını sanan ve “yapacak tabiii”, “bakacak tabiiii”,” maaşını ben veriyorum” zihniyeti kıymet bilmezliğin ve idrak noksanlığının uç noktasıdır. Allah hidayet versin.

          • Özgür Bey;

            Aldığım eğitim seviyesi,sizin düşünce yapınızı ve bunu aktarırken kurduğunuz cümleleri,üslubunuzu belki anlamaya yetersizdir,bilemiyorum.Siz de bilirsiniz muhakkak, cahiller her şeyi bildiğini sanırken,bilgililer ise bildiklerinden bile şüphe duyarlar.Belki de yüksek egonuzun gürültüsünden anlamakta zorluk çekmişimdir.Karşısındakinden daha iyi bildiğine emin olan ve her daim ders vermeye hazır ve nazır insanların yaptığı gibi,madde madde yazıyorsunuz,gülümseyerek okudum,eksik olmayınız. Yalnız şu an çok emin oldum ki ; asıl siz benim yazarak anlatmaya çalıştığım düşüncelerimin hiç birini anlamamışsınız.Eş dost sohbetlerinizde anlatacağınız ”numune” lerinizden biri oldum demek..Sesli güldüm…Sandığımdan farklı yerlere gitti ve gereksiz uzadı bu düşünce paylaşımı,benim gibi insanlar için çok mühim değil ama sizin gibi vakti -kendi kıymetli birinin zamanını da almak istemem,gerçi böyleeee uzun uzuuun ,benim seviyeme uygun olsun diye madde madde yazmak da sizin tercihiniz nasıl olsa..
            Şimdi ben size daha anlaşılır izah etmeye çalışayım;saygısızlığa çok karşıyım ki,zaman zaman meslektaşlarınızın uğradığı fiziki ya da sözlü şiddete nasıl karşı olmam? Bunu sizin bile anlamanız gerekirdi.İnsan hayatından mühim ne var şu hayatta?Kimsenin ister sözlü ister fiziki şiddete uğramasının bir bahanesi,gerekçesi olamaz elbet…
            Demek istediğim;hastasına hayır için bakıyormuş gibi davranan doktorların yanlış yaptığı..Bir o kadar bahsettiğiniz ‘bakacak tabi’ ‘yapacak tabi’ tavrı da yanlış..Anlayamamışsınız..
            ”Haset dolu ifadeleriniz…” yazmışsınız,daha da sesli güldüm.3-5 cümle ile kendi fikirlerimi yazdığım bir yazımı okumak dışında hakkımda bir fikri olmayan,biri için pek de iddialı bir yafta yapıştırmışsınız,bu kadar genel bir konuda haset dolu olmam için klinik vaka olmam lazım herhalde..Aynı cüretkarlığı,eğitim seviyemi,uzmanlığımı ve alanını hiç bilmediğiniz halde idrak ve kavrama kabiliyetimi değerlendirirken de göstermişsiniz..Zeka,kültür ve fikir dolu bir beyinle tartışmanın keyfi paha biçilemez,sadece her zaman mümkün olmuyor tabi..Şansıma bu sefer siz denk geldiniz…

          • şimdiki zaman hızlı akıyor.haliyle bu bizlere de yansıyor.bu vakada v.b durumlarda olan şu .ilmi otoriteyi kabul etmeme .dr un işinin ehli olup olmadığı(uzmanlık alanı)hasta ve yakınları tayin ederse olacağı budur.gidin poliklinikler gelen hastaların coğunluğu hatta tamamına yakını
            zaten kendi kafasında tanısı konmuş,tedavisi düzenlenmiş..drdan beklenen muayene falan deil kendi isteklerini resmiyete dökülmesii.forslarının ve otoritelerinin tanınması..yoruldum artık.laf anlatmaktan(hasta aydınlatmaktan)

  4. Sevgili meslektaşım hata yapmışsınız.

    Hastaneler artık ticarethane ve müşteri memnuniyeti ilk sırada işinizden olmadığınıza dua etmeniz lazım,

    1. Pansumanları açık pansuman yapıyor gibi görünseydiniz Acıbadem Hastanesi sıkı bir muayene vefaturası keserdi (kurum memmun)
    2. Yanık pansumanını açtıktan sonra birz korku salarak aileye bu ancak Tıp fakültesinde tedavi edilebilir acilen Tıp Fakültesine gitmelisiniz hatta sizi ambulans ile nakledelim deseydiniz Aile size hayran Acıbadem hastanesi dörtköşe olurdu,
    3. Mesleki hata yaparak Mükemmel Doktor olmak varken Allahın cezası ilgisiz doktor olmayı siz seçmişsiniz
    4. Aile sizi heryerde Mükemmel Doktor olarak anlatırdı Mükemmel Doktorluğunuzun kanıtı olarak da çocuklarının şu an bedeninde olmayan yanık izini gösterirlerdi

    Eleştirilmeyi yanlış anlaşılmayı göze alarak Tıbben ve insani doğruyu yaptığınız için o çocuk adına size teşekkür ederim

    Bir meslektaş ve bir Baba

  5. Yeliz hanım, üslubunuzun biraz daha makul bir seviyeye eriştiğini görüyorum, sevindim. Ancak kendisine zoraki bir düzey katmaya çalışan, ama başarılı olamayan, pasif agresif üslûbunuz hâlâ rahatsız edici.
    Burada, bu sınırlı alanda, lafız-mânâ dengesini gözetmeye çalışarak yazılan mesajlarla elbette, küçük bir âlem olan insanı layıkıyla anlayabilmek mümkün değil. Ancak, düşüncenin aynası olan dilin ve dolayısıyla yazının aracılığıyla, kişinin zihinsel, entelektüel ve duygusal kapasitesiyle ilgili ipuçları edinmek mümkün. Fakat kişi ancak kendi kapasitesi dahilinde olanı ayırdedebilir, ötesini farkedemez. Farkındalık ve had bilme, öncelikle kendi kapasitesini anlamakla mümkün olur.
    Şimdi; benim üslûbumun sertliği, konuyla ilgili ızdırabımdan ve hassasiyetimden kaynaklanıyor elbette. Bu ızdırab ve hassasiyet, büşra hanıma yazdığınız mesajda pek isabetli bir şekilde buyurduğunuz gibi benim kötü hekimliğimden değil, etrafımda cereyan eden sosyolojik bir problemin hayatımıza -hepimizin- bu denli sirayet edişi karşısındaki duyarlılığımdan kaynaklanıyor. Bu problem her ne kadar sağlık sektöründe belli nedenlerden ötürü daha ön planda olsa da, aslen toplumsal hayatımızın her alanını sarmış vaziyette. Ben de duygusal içeriği de hissedilir olan bir fikir beyanında bulundum. İlginçtir, sizi fikrî yanı değil duygusal yanı ilgilendirdi. Sizde ne tür anıları-duyguları depreştirdi ise hakaretâmiz bir üslupla karşılık verdiniz ve sürdürüyorsunuz.
    Benim mesajımda bahsettiğiniz gürültü, egonun değil öfkenin gürültüsüdür. Canı yanmış ve sıkkın bir adamın öfkesi. Belki sertlik olduğunu söyleyebilirsiniz ancak hakaret ya da iddia ettiğiniz gibi beddua yoktur. Ancak sizin hakaretâmiz, zoraki düzey katılmaya çalışılan,ama başarılamayan, üslubunuz ise egonuzun elinden çıkmış. Bilmem neden!
    Zekâ, kültür ve fikir dolu bir beyinle tartışmanın keyfi paha biçilemez demişsiniz de; sizin o keyfi yaşamanız en azından şimdilik zor görünüyor. Zirâ tartışma, birbirini tartabilecek ağırlıklar arasında olur. 1 gr ile 100 kg tartıl(ş)amaz. Şansınıza bu sefer ben denk geldim, bunu iyi değerlendiriniz.
    Bundan sonra cevap yazarsanız, lütfen üslûbunuzu iyi ayarlayınız. Zira artık ben cevap yazamayacağım. Yok eğer yazmazsanız, beni mesut bahtiyâr edersiniz efendim.
    Allah hidayet versin, sağlıcakla kalınız.

  6. İnanın hiç tanımadığım ve düşüncelerinizi paylaşmadığım halde ,yine de bu yazışmalara bir son vererek sizi mesut bahtiyar etmek isterim,ama lütfen son bir kez bana tahammül gösterin,hiç istemediğim şekle dönüşen bu yazışmayı sadece kendi safımda sonlandırmak istiyorum.Lütfen ilk yazınızı tekrar ve tekrar okuyunuz.Üslubunuz,hakaret ve beddua açısından tekrar değerlendiriniz.Nitekim tam da o yazdıklarınızdı beni yazmaya,fikir paylaşmaya iten…Ancak daha sonra ,tekrar gözden geçirince benim de hiç sizi tanımadan,sadece yazdıklarınıza duyduğum tepkiye karşılık sert yazmış olabileceğimi düşünerek,kendimce 2.paylaşımımda daha sakin izah etme gereği duydum.Aynı hoşgörü ve nezaketi gösteremediniz.Hatta siz, beni itham ettiğiniz gibi pasif-agresif bile değil direk agresif yaklaşımı tercih ettiniz..Ufak ufak öfke dışa vurumu yansıtmış olabilirim ama direk şahsınıza hakaret etmediğimi düşünüyorum,zira yanlış anlamakta ısrarcısınız ;muhatabım siz değilsiniz,tekrar ediyorum,sadece düşünce biçiminiz.Ben her ne kadar ilk yazınıza karşılık benim ilk yazımdaki sert üslubu hak ettiğinizi hala daha düşünsem de ,bunu size hatırlatmaya bu ortamda ve bu tarzda yetkili olmadığımı sonradan da olsa düşünebildim.Yani üslubumun makul seviyeye ulaştığını sanmanız,kişilik meziyetlerim ve aile terbiyemdendir.Israrla tekrar ettiğiniz ”zoraki bir düzey katmaya çalışıp başaramadığınız..” cümlesi çok yakışmış yazınıza..Özgür bey; ben sizin doktor olduğunuzu öğrendim ama farkında mısınız siz hala benim mesleğimi,eğitim seviyemi,uzmanlığımı bilmiyorsunuz.Anladık eğitimin kişinin idrak ve kavrayış kapasitesiyle sınırlı olduğunu düşünüyorsunuz,size katılabileceğim tek nokta…Zira minimum 6 yıllık tıp eğitiminiz,bırakın benim yazdıklarımı anlayıp idrak etmeyi,kendi yazdıklarınızı ve üslubunuzu bile akıl süzgecinden geçirmenize yetmemiş…Öfkeniz ve tecrübelerinize veriyorum.Rahat olunuz,bu son yazımdı.

    • 6 senelik tıp eğitimini tamamlamış ve türkiyeyi bırak dünyanın en zor sınavlarından birisi olarak görülen tus sınavında cerrahi bir branş asistanlığını kazanmış ve 2 senemi periyodik bir şekilde 40 saat hastanede 8 saat evde uyuyarak geçirmiş birisiyim..ve hayatımdan da asla memnun değilim.. çokta para kazanmıyorum…

      38 saatlik uykusuz geçirilen bir nöbetten çıkmış ve algı seviyesi düşmüş bi insan olarak bile msjlarda zeka olarak tam anlamıyla doktor meslektaşıma yenildiğinizi anladım:)) (sizden algı seviyen düşmüştür o yüzden öyle anlamışsındır diye basit bi msj bekliyorum:) )

      sosyal anlamda zamanında başarılı ve yetenekli olduğum çok konu vardı, satrançta, sporda, piyanoda v.s. dereceler falan filan..tıp hepsini sömürdü ve zevklerimi elimden aldı, depresif bir kişilik yarattı
      hiç bir hastaya iyi davranmak zorunda değilim, ancak bana bir insan olarak saygı duyan bir hastaya karşı sonuna kadar saygılı davranırım ve ne gerekiyorsa yaparım, bunu görmediğimde de hastaya karşı sonuna kadar psikopatlığımı yaparım…. küfür tekme tokat hepsi, tabi bazen dayak yediğimde oluyor.. hepsini dövemiyosunuz:))
      üslup ve zeka olarak bana daha yakınsınız, yetenekli olmam çok zeki olduğum anlamına gelmiyor
      çünkü özgür beyin msjlarını 2 kez okudum anlamak için, belki nöbet çıkışı olduğumdan dolayı.. kendimide çok aşağılamiyim.. ancak sizin msjları bırak iki kez okumayı başını okuduğunda sonunu tahmin edebiliyosun…

  7. Bende aksini dusunuyorom sevgili doktorlarimiz nedeni merak edebilirsiniz soyleyey siz demissinizya ambulans veya gostermelik pansuman yaptaydin iyi hekim olursun diye bunuda hekimler yapti ticarete dokende hekimler cunki birakin ozel hastaneyi devlette bile paran yoksa vay haline. Tabiki hepsi oyle degil ama malesef 0/0 70 artik oyle insanlarda buna tum hekimlere.mal oluyobir cok hekim yazmis lutfen beni yanlis anlamayin Zor sartlarda calisiyonuz hepinize saygimiz var kusura bakmasin ama bu kutsal meslegi hakkiyla yapana saygimiz sonsuzdur kisa bir animi anlatacayim Ben su anda ileri derecede romotoloji hastasiyim. Yillarca elim sisiyo dizim sisiyo aci cekiyorum doktora gidiyorum biseyin yok deyip gonderiyo Yada gostermelik agri kesici vuriyo bir gene gittim doktor esime karin sana naz yapiyo dedi. Daha sonra farkli hastaneye gittim doktor bana sen nasil bukadar vurdum duymaz kalirsin dedi hastalik butun eklemlerimi sarmis ve ben su an sol kolumu fazla kullanamiyorum simdi hastane isminide doktor isminide vere bilirim ama bu benim kalbime verdi zarari nede koluma verdigi zarari geri getirmez bende sunu soyleyecem. Allah hakkiyla meslegini yapanlardan razi olsun insan hayatini para yapanlarida bildigi gibi yapsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir