Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Kötü kedi yok?

Hani herkesin duyduğu bir hikâye vardır. Kışın soğuktan donmak üzere olan bir kuş hakkında.

“Kış için güneye göç eden bir kuş soğuk erken bastırınca yolda çok üşümüş ve donmak üzereyken bir tarlaya düşmüş. Oradan geçen bir inek kuşun üzerine pislemiş. Üzerine gelen sıcak tezekle kuş ısınmış, kendine gelmiş ve neşelenip ötmeye başlamış. Oradan geçen bir kedi kuşun sesini duymuş. Onu tezekten cıkarmış, üstünü bir güzel temizlemiş sonrada yemiş. Hikayenin ana fikri olarak şöyle deniyor.

– Üstüne her b..k atan senin düşmanın değildir.

– Seni her b..ktan çıkaran dostun değildir.

– Yerin sıcak ve rahatsa b..kta bile olsan sesini kes ve keyfine bak.

İlk iki ana fikri tartışmayacağım, doğru ve örnekleri çok sözlerdir. Ama üçüncü söz herhalde tüm tıp camiası olarak durumumuzu özetlemekte. Aynen orada ne diyorsa onu yapıyoruz çünkü. Yerimiz rahat ve sıcak olduktan sonra üzerimizde ne türlü pislik olursa olsun sesimiz çıkmıyor.

Biz bu hikâyeyi yanlış anladık. Göçmen bir kuş gibi güneye daha iyi yerlere gitmemiz gerekirken sıcak tezeğin altını yeni evimiz zannettik. Üzerimize atılan pislikleri eğer sıcak ve keyfimizi bozmuyorsa dert etmeyip yatmaya alıştık. Sesimiz çıkmadığı içinde üzerimize atılan pislikler gün geçtikçe arttı. Performans sistemi getirildi. Tek derdimiz bu bize maddi olarak nasıl yansır oldu. Sağlıkta kalite ne olur bu kadar hastaya bir doktor bakamaz diye kimse düşünmedi. Veya bir hastaya ayrılan 3-5 dk. sürede muayene yapılabilir mi diye.

Denilen şu oldu madem devlet böyle istiyor ve benim aldığım para artıyor beni ilgilendirmez gerisi. Sorunlar biriktikçe birikti ve bundan en çok zararı hastalar gördü. Uzun ve yorucu çalışma saatleri, yıpranma ve tükenme sağlık çalışanlarının hepsinin kaderi oldu. Herkes mutsuz ve şikâyetçi ama kimseden ses yok. Neden? Çünkü pisliğin altında da olsak yerimiz rahattı ve sesimizi çıkarırsak kötü kedi gelip bizi yerdi.

Evet, biz bu hikâyeyi yanlış anladık.

Üzerimizdeki pisliği evimiz zannettik.

Yerimiz rahat ve sıcak diye hiç ses çıkarmayıp uyumaya devam ettik.

Üzerimizde o kadar ağırlık varken uçamayıp yerde sürünmek zorunda kalacağımızı unuttuk.

Hem mesleğimizin hem de hastalarımızın zarar görmesine izin verdik. Şimdide şikâyet edip duruyoruz halimizden.

Bu hikâye, o hikâye değil. Sesimiz fazla çıkıyor veya çok kıpırdanıyoruz diye kötü kedi gelip bizi bulmayacak. Tam tersine biraz kıpırdasak belki de üzerimizdeki pislikleri atıp tekrar uçacağız. İki seçeneğimiz var ya kıpırdanıp tekrar uçacağız ya da yerde durup daha çok pisliğin üzerimize atılmasını bekleyeceğiz.

Dr. Murat Bakır                                                                                                                                         

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir